Aynı Dili Değil, Aynı Duyguyu Konuşabilmek....

gamze-ispirli

Yüzlerce kişiye verdiğim eğitimlerde iletişimi anlatırken üzerinde en çok durduğum konulardan biri şudur: İletişim yalnızca konuşmak değildir; anlamak ve anlaşılmaktır.

Mevlânâ’ya atfedilen çok güzel bir söz vardır: “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.” Aslında aile içindeki iletişim sorunlarının önemli bir bölümünü bu sözle açıklamak mümkün.

Aynı evin içinde yaşayabilir, saatlerce konuşabilir hatta aynı konu üzerinde defalarca tartışabiliriz. Fakat birbirimizin ne hissettiğini anlamıyorsak gerçek anlamda iletişim kurmuş olmayız.

Mesleki çalışmalarımda ve eğitimlerimde de sıkça ifade ettiğim gibi; ailelerde yaşanan pek çok problemin temelinde iletişim ve temas sorunu vardır. Eşler arasında, anne-baba ile çocuk arasında veya aile bireyleri arasında sağlıklı iletişim kurulamadığında küçük meseleler zamanla büyük kırgınlıklara dönüşebilir.

Oysa doğru iletişim birçok şeyin başlangıç noktasıdır.

İletişimin ilk şartı: Etkili dinlemek

İletişim denildiğinde çoğumuz güzel konuşmayı düşünürüz. Oysa iyi iletişim kurabilmenin belki de en önemli koşulu etkili dinleyebilmektir.

Dinlemek ile duymak aynı şey değildir.

Karşımızdaki insan konuşurken vereceğimiz cevabı düşünüyorsak, kendimizi savunmaya hazırlanıyorsak veya onun sözünü bitirmesini bekleyip hemen kendi düşüncemizi anlatıyorsak onu gerçekten dinliyor muyuz?

Etkili dinleme; karşımızdaki kişinin yalnızca kelimelerini değil, o kelimelerin arkasındaki duygu ve ihtiyacı da anlamaya çalışmaktır.

Bazen eşimizin söylediği “Benimle hiç ilgilenmiyorsun” cümlesinin arkasında “Sana ihtiyacım var” duygusu vardır.

Bazen çocuğumuzun öfkeli davranışının arkasında “Beni fark et” mesajı bulunabilir.

Sadece söylenen kelimeye cevap verdiğimizde tartışabiliriz. Duyguyu gördüğümüzde ise iletişim kurmaya başlarız.

“Sen” dili suçlar, “ben” dili anlatır

Aile içindeki çatışmalarda kullandığımız dil de son derece önemlidir.

“Sen zaten böylesin.”

“Sen beni hiç anlamıyorsun.”

“Sen hiçbir zaman beni düşünmüyorsun.”

Bu tür ifadeler karşı tarafı anlamaya değil, savunmaya yöneltir. İnsan kendisini suçlanmış hissettiğinde çoğunlukla karşısındakini anlamaya çalışmak yerine kendisini korumaya başlar.

Ben dili ise suçlamak yerine kişinin kendi duygusunu ifade etmesine imkân verir.

“Sen benimle ilgilenmiyorsun” demek yerine:

“Birlikte yeterince zaman geçiremediğimizde kendimi yalnız hissediyorum.”

demek aynı problemi çok farklı bir iletişim alanına taşır.

Birinde suçlama vardır, diğerinde duygu ve ihtiyaç anlatılır.

Empati: Onun penceresinden bakabilmek

Sağlıklı iletişimin temel unsurlarından biri de empatidir.

Empati, karşımızdaki insanın söylediği her şeyi kabul etmek veya ona hak vermek değildir. Bir an için onun bulunduğu yerden dünyaya bakabilmektir.

“Ben onun yerinde olsaydım ne hissederdim?”

Bu soruyu aile ilişkilerimizde biraz daha sık sorabilsek pek çok tartışmanın yönü değişebilir.

Çünkü insanlar her zaman haklı bulunmak istemezler. Bazen yalnızca anlaşıldıklarını hissetmek isterler.

Karşılıklı anlayış olmadan iletişim tek taraflı kalır

Sağlıklı bir ilişkinin sorumluluğu yalnızca bir kişiye ait değildir.

Bir taraf sürekli anlatıyor, diğer taraf hiç dinlemiyorsa; biri sürekli fedakârlık yapıyor, diğeri bunu görmüyorsa veya taraflardan biri sürekli çözüm ararken diğeri değişime tamamen kapalıysa sağlıklı iletişim kurmak zorlaşır.

Bu nedenle iletişimin bir diğer temel unsuru karşılıklılıktır.

İlişkilerde temel soru yalnızca “Beni neden anlamıyor?” olmamalıdır.

Bazen kendimize de sormamız gerekir:

“Ben onu gerçekten anlamaya çalışıyor muyum?”

Haklı olmak mı, anlaşabilmek mi?

Yıllardır iletişim eğitimlerinde karşılaştığım önemli sorunlardan biri de insanların tartışmalarda sürekli haklı çıkmaya çalışmasıdır.

Oysa aile bir mahkeme salonu değildir.

Her tartışmanın sonunda bir kişinin haklı, diğerinin haksız ilan edilmesi gerekmez.

Bazen iki insan aynı olaya farklı pencerelerden bakabilir ve ikisinin hissettiği duygu da kendi açısından gerçek olabilir.

İletişimin amacı karşımızdakini yenmek değil, ortak bir anlayış alanı oluşturabilmektir.

Sağlıklı iletişim öğrenilebilir

Hiç kimse mükemmel bir iletişim diliyle dünyaya gelmez. İletişim öğrenilen ve geliştirilebilen bir beceridir.

Etkili dinlemeyi, ben dilini kullanmayı, empati kurmayı, sınırlarımızı doğru ifade etmeyi ve karşımızdakinin duygusunu fark etmeyi öğrendikçe ilişkilerimizin dili de değişebilir.

Bazen yıllardır yaşanan problemin kendisini hemen değiştiremeyiz. Ancak o problem hakkında konuşma biçimimizi değiştirebiliriz. Ve çoğu zaman değişimin ilk kapısı tam da burada açılır.

Aile danışmanlığında da amaç kimin haklı olduğuna karar vermek değildir. Amaç; kişinin veya ailenin tekrar eden iletişim biçimlerini fark etmesine, birbirini daha doğru anlamasına ve daha sağlıklı iletişim yolları geliştirmesine destek olmaktır.

Çünkü aile içinde güçlü bağların kurulması için yalnızca konuşmak yetmez.

Dinlemek gerekir.

Empati gerekir.

Karşılıklı anlayış gerekir.

Ve en önemlisi, birbirimizin yalnızca sözünü değil, duygusunu da duyabilmek gerekir.

Gamze İspirli

Aile Danışmanı | Eğitmen | Sosyolog | Yaşam Koçu

advicemy-footer
logo

Bizi Takip Edin

advicemyGooglePlay
advicemyGooglePlay

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir. İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir. Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191