Aynı Tas Aynı Hamam: İlişkilerde Neden Hep Aynı Ka

bahtiyar-yildiz

Hani o meşhur an vardır ya… Konu yine bulaşıklardan, o malum akraba ziyaretinden ya da telefonun ucundaki o "anlamsız" sessizlikten açılır. Daha ikinci cümlede içinizden bir ses şunu fısıldar: "Eyvah, yine başlıyoruz! Sahne 1, Perde 450..."

Kimin hangi kelimeyi seçeceğini, kimin sesinin ne zaman yükseleceğini, kimin o meşhur "Sen zaten hep böylesin!" cümlesini kurup odayı terk edeceğini adınız gibi bilirsiniz. Sanki elinize berbat yazılmış bir dizi senaryosu tutuşturulmuş ve siz her hafta o bölümleri büyük bir istikrarla yeniden çekiyorsunuz.

Peki, biz bu kadar mı yaratıcılığımızı kaybettik? Neden zeki, yetişkin ve birbirini seven insanlar olarak aynı çıkmaz sokağa her seferinde "belki bu sefer yol değişir" umuduyla giriyoruz?


1. Mesele Hiçbir Zaman "Çoraplar" Değildir (Üzgünüm!)

Eğer haftada üç kez yere atılan çoraplar veya açık bırakılan diş macunu kapağı yüzünden tartışıyorsanız, size bir sır vereyim: Sorun çorap değil. O çorap, sizin zihninizde "Beni duymuyor", "Emeğime saygı duymuyor" ya da "Bu evde tek başımayım" anlamına geliyor olabilir. Biz buzdağının üstündeki o minik pamuklu nesneyle kavga ederken, altta yatan devasa "değer görme" ihtiyacımızı ıskalıyoruz. Haliyle ihtiyaç karşılanmadığı için, o çorap haftaya yine o kavgayı çıkarıyor.


2. "Haklı Çıkma" Kupası Nerede? (Spoiler: Öyle bir kupa yok)

Tartışmaların en büyük tuzağı, bir tarafın "haklı" ilan edilme arzusudur. Diyelim ki eşinizi ikna ettiniz, kanıtlarınızı sundunuz ve o da boynunu büküp "Tamam, sen haklısın" dedi. Ne kazandınız? Yanınızda kendini yenilmiş, yetersiz ve suçlu hisseden bir partner. Tebrikler, artık mutsuz bir "haklı"sınız! İlişkiler bir satranç tahtası değildir; partnerinizi mat ettiğinizde oyun biter, ama beraberinde huzur da biter.


3. "Sen" Dili: Savunma Hattını Kurmak

"Sen hep geç kalırsın", "Sen asla dinlemezsin..." Bu cümleler başladığı anda, partnerinizin beyni otomatik olarak "Saldırı altındasın, hemen kalkanları kaldır!" komutu verir. O andan itibaren sizi duymaz, sadece size vereceği cevabı hazırlar. Sonuç? İki tane duvarın birbirine bağırması. Kimse duvarda yankılanan sesini sevmez.

Bu Döngüden Nasıl Çıkılır? (Ya da En Azından O Sokaktan Nasıl Dönülür?)


  1. Mola Alın: Tansiyon yükseldiğinde mantıklı düşünen beyin bölgesi bavulunu toplayıp tatile çıkar. Eğer "Şu an çok öfkeliyim, birbirimizi kırmadan 15 dakika ara verelim" diyebilirseniz, o senaryoyu yırtıp atmış olursunuz.


  1. "Bana Ne Hissettirdi?" Diyebilmek: "Sen çok ilgisizsin" yerine "Bugünlerde kendimi biraz yalnız hissediyorum ve seninle vakit geçirmeye ihtiyacım var" demek, karşı tarafa bir saldırı değil, bir davetiye gönderir. Davetiyelere hayır demek daha zordur.


  1. Altyazıları Takip Edin: Tartışmanın en hararetli yerinde kendinize şu dürüst soruyu sorun: 'Benim derdim şu an gerçekten o yerdeki çorap mı?' Eğer iç sesiniz 'Çorabı boş ver, asıl mesele başka' diyorsa, kumaşla kavga etmeyi bırakın. Çünkü artık nesneleri değil, o çorabın altına gizlenmiş asıl duyguyu konuşma vakti gelmiş demektir.


Unutmayın: İlişki, iki kişinin birbirine karşı galibiyet mücadelesi değil; hayata karşı kurdukları bir takım oyunudur. Yolları karıştırmak normaldir, önemli olan doğru rotayı yeniden çizecek cesareti bulmaktır. Eğer siz de kendinizi sürekli aynı çıkmaz sokakta, aynı duvarlara çarparken buluyorsanız, belki de rotayı profesyonel bir destekle yeniden çizmenin vakti gelmiştir.

advicemy-footer
logo

Bizi Takip Edin

advicemyGooglePlay
advicemyGooglePlay

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir. İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir. Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191