Bayramda Arada Kalan Eş Olmak

Bayramlar kavuşmaların, özlemlerin giderildiği, aile bağlarının güçlendiği özel zamanlardır. Ancak bazı ailelerde bayram yaklaşırken heyecandan çok kaygı başlar. Çünkü herkesin zihninde aynı soru dolaşır:
"Acaba bu bayram da sorun çıkacak mı?"
Küs kardeşler, birbirini görmek istemeyen akrabalar, yıllardır çözülemeyen kaynana-gelin çatışmaları, kırgın bir kayınvalide, mesafeli bir damat...
Ve çoğu zaman bütün bu gerilimin tam ortasında kalan bir kişi vardır:
Eş.
Bir yanda doğup büyüdüğü ailesi, diğer yanda hayatını paylaştığı insan...
Peki gerçekten arabuluculuk yapmak onun görevi midir?
Bayramlar Bazen Gizli Bir Baskı Oluşturur
Toplum olarak bayramlara çok anlam yükleriz.
"Küsler barışsın."
"Bugünlük idare edin."
"Bayram günü kavga mı olur?"
"Bir günlüğüne alttan alın."
İyi niyetle söylenen bu cümleler bazen insanların gerçek duygularını yok saymalarına neden olabilir. Oysa her kırgınlığın bir geçmişi vardır. Her mesafenin bir nedeni vardır. Her insan aynı hızda affedemez. Bu nedenle bayram geldi diye yıllardır çözülememiş bir sorunun birkaç saat içinde ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değildir.
Eşinizi Barıştırmak Sizin Sorumluluğunuz Değil
Danışmanlık süreçlerinde sık duyduğum cümlelerden biri şudur:
"Arada kaldım."
Bir eş annesinin gönlü olsun ister. Diğeri eşinin kırılmasını istemez. Sonunda herkesi memnun etmeye çalışırken kendisi tükenir. Oysa yetişkin insanlar kendi ilişkilerinin sorumluluğunu taşırlar. Bir gelin ile kayınvalide arasındaki ilişkiyi tamamen oğlun yönetmesi mümkün değildir. Bir damat ile kayınvalide arasındaki kırgınlığı tamamen eşin çözmesi de mümkün değildir. İnsanlar ancak kendileri isterlerse ilişki kurabilir ve onarabilirler.
Bu nedenle eşlerin görevi barıştırmak değil, birbirini anlamaktır.
Taraf Tutmak ile Eşini Korumak Aynı Şey Değildir
Bazı insanlar eşlerini desteklediklerinde kendi ailelerine ihanet ettiklerini düşünürler. Aslında sağlıklı evliliklerde amaç taraf seçmek değildir. Amaç eşin duygusunu görebilmektir.
Örneğin eşiniz bir ziyaret öncesinde yoğun kaygı yaşıyorsa;
"Abartıyorsun."
"Bir şey olmaz."
"Bugünlük idare et."
demek yerine,
"Bu ortamın seni zorladığını biliyorum."
"İstersen kısa kalabiliriz."
"Kendini rahatsız hissedersen birlikte ayrılırız."
diyebilmek çok daha koruyucudur. Çünkü insanlar en çok anlaşıldıklarını hissettiklerinde sakinleşirler.
Her Davete Gitmek Zorunda Değilsiniz
Aile ilişkilerinde sık yapılan hatalardan biri de sınır koymayı saygısızlık olarak yorumlamaktır.
Sınır koymak ilişkiyi reddetmek değildir. İlişkiyi sürdürülebilir hale getirmektir. Bazı aileler için saatler süren ziyaretler keyiflidir. Bazı aileler için ise iki saatlik bir görüşme çok daha sağlıklıdır. Özellikle yoğun çatışma geçmişi olan ailelerde kısa ve kontrollü ziyaretler çoğu zaman ilişkiyi korur.
Çünkü amaç uzun süre aynı ortamda kalmak değil, ilişkiyi yıpratmadan temas kurabilmektir.
Sağlıklı Ailelerde Sınırlar Vardır
Sınır denildiğinde birçok kişinin aklına mesafe gelir. Sınır aslında ilişkinin güvenlik çizgisidir.
Kimseye bağırmamak...
Kimseyi zorlamamak...
Eski defterleri açmamak...
Kırıcı yorumlar yapmamak...
Gitmek istemeyene baskı kurmamak...
Bunların hepsi sağlıklı sınır örnekleridir.
Sınırlar olmadığında sevgi bile zamanla yük haline gelebilir.
Bayramın Gerçek Anlamı
Bayramın amacı insanları aynı masaya zorla oturtmak değildir. Bayram; saygıyı, anlayışı ve bağı koruyabilmektir. Bazen bir araya gelmek ilişkileri güçlendirir. Bazen de mesafeyi koruyarak nezaket göstermek daha sağlıklı olabilir. Önemli olan insanların birbirlerini değiştirmeye çalışması değil, birbirlerinin duygularına özen göstermesidir.
Çünkü evlilikte en değerli şey aynı fikirde olmak değildir. Anlaşıldığını hissetmektir.
Belki de bayramı huzurlu geçirmenin sırrı, herkesi mutlu etmeye çalışmak değil, herkesin duygusuna anlayışlı olmak, hoşgörülü davranmaktır.
Yazımı beğendiyseniz sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın.
Mutlu Bayramlar
Aile ve Çift Danışmanı
Ebru Karadağlı


