logo

KENDİM İÇİN

ÇOCUK VE ANNE

İŞİM İÇİN

GRUP SEANSLARI

Gelişimsel Örüntüler: Çocuğunuzu Daha İyi Anlamanı

nurseza-ugurluay


Örüntü, nesne ya da olayların belirli bir sırayla birbirini takip ederek tekrar etmesidir.

Bu tekrarlar sayesinde nesneler ve olaylar arasındaki neden–sonuç ilişkilerini daha kolay fark ederiz ve bazı çıkarımlar yapabiliriz.

Örüntüler bize yalnızca tekrar eden düzenleri göstermez; aynı zamanda özelden genele doğru düşünmemize yardımcı olur. Yani tek tek olayları anlamaktan başlayıp daha büyük bir düzeni kavramamızı sağlar. Bu sayede çevremizde olup bitenleri daha anlamlı bir bütün olarak görebiliriz.

Beynimizin ön kısmında bulunan frontal lob, çevremizdeki bilgileri daha küçük parçalara ayırarak incelememize ve ardından bunları bir bütün olarak değerlendirmemize yardımcı olur. Beynin bu çalışma şekli sayesinde çevremizdeki örüntüleri fark eder, hatta çoğu zaman sonrasında ne olacağını tahmin edebiliriz.

Yaşamın kendisi de bir örüntü içindedir. Tüm varlıklar için doğmak(meydana gelmek), büyümek, olgunlaşmak ve ölmek gelişimin(yaşamın) bir parçası. Nasıl bir ağaç topraktan tohum aracılığıyla yeşerip büyüyüp fidan oluyorsa, olgunlaşıp koca bir ağaca dönüşüyorsa, ömrünü doldurup ölüyorsa; insan da yaşamı boyunca benzer gelişim süreçlerinden geçer. Diğer tüm canlılar gibi. Bu nedenle gelişimi, tekrar eden ve birbirini takip eden doğal örüntülerden oluşan bir süreç olarak görmek mümkündür.

Peki, çocuk gelişiminde örüntüler nasıl gerçekleşir?

Gelişim örüntülerden oluşuyorsa, bütün olarak bakabileceğimiz hayat da örüntülerden oluşuyor diyebiliriz. Şarkı söylerken, dans ederken, oyun oynarken, koşarken, yürürken, doğayı incelerken, günlük rutinlerimizde karşımıza çıkabilir.

Bildiğiniz gibi fetüs anne karnına düştüğü andan itibaren gelişim başlar. Önce beyin oluşur. Sonra gövde ve organlar, ardından uzuvlar. Buradaki süreç biter ve doğum ile yeni bir gelişim süreci başlar.

Bebek dünyaya geldikten sonra gelişimin alanları olan fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal olarak her bir alanda ayrı ayrı bir gelişim sürecine girer. Ve tüm bu gelişim alanları gelişimin bütününü oluşturur.

Fiziksel gelişim; baştan ayağa, içten dışa doğru gerçekleşir. Önce baş kontrolünü sağlayan bebek, sonrasında gövdesini döndürür. Kol ve bacakların kontrolünü sağlamasıyla daha ayrıntılı ve incelik isteyen kullanım için el ve ayak hareketleri geliştirir.

Bilişsel gelişim; doğum öncesi beyin ve sinir sisteminin oluşumuyla başlar. Doğum öncesi belli bir olgunluğa erişen bu sistem, gelişimini doğum sonrası devam ettirir ve tamamlar. Genetik yapı ve çevre bu yapı için oldukça önemlidir. Çünkü doğum sonrası yeni deneyimler elde eden bebek, beynindeki nöronlar arası bağlantıları kuvvetlendirir ve beyin olgunlaşır.

İlk iki yaş beyin gelişimin en hızlı ve önemli dönemidir. Bebek beyni bu dönemde keşfetmeye ve öğrenmeye odaklıdır. Kendini fark etme, vücudunu keşfetme, etrafını tanıma, yabancıları ayırt etme, kendini ifade etme, kaslarını kontrol etme, hareketlenmeye başlama ve çevreyi(dünyayı) keşfetme aşamalı olarak gerçekleşir.

Bebek, doğumdan sonra başkalarını fark etmeye başlamasıyla ihtiyaçlarını gidermek için kendini ifade etmek için iletişim örüntüsü başlatır. Göz teması kurar, gülücük atar, sesler çıkarır, ağlar. Bu örüntü bağlanma örüntüsünü geliştirir.

Bebek farkına vardığı bakım vereni ile kurduğu (ya da kuramadığı) ilişki sonucunda hem kendisine hem de çevresindekilere (dış dünyaya) ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz algılar geliştirir. Geliştirdiği bu ilişki içinde ihtiyaçlarının karşılanması beklentisi vardır. Ve bunun sonucunda yetişkinle aralarında bir bağ oluşur.

Bebek; güvenli, kaygılı, kaçıngan ve kararsız şekillerde gerçekleştirdiği bağlanma türleri için farklı bağlanma örüntüleri oluşturmya başlar. Her insan bağlanma örüntülerinden birine mutlaka sahiptir ve bu örüntüler, geliştirdiği olumlu ya da olumsuz algılara göre şekillenir.

Bebekler; annesinin, ihtiyaçlarını karşılamakta gösterdiği davranış örüntüsüne dayanarak, ilişkiye dair yeni şemalar oluşturur. 4-8 aylık dönemde bebek, çevreyi yönlendirme isteği duyar, isteklerini ağlayarak belli eder ve çevresindekileri yönlendirmeye çalışır. 8-12 ay döneminde bebek zihinsel şemalarını geneller ve bir amaca ulaşmak için kullanır. Beklenti davranışı gelişir. Bu beklentiler karşılandığı ölçülerde genellenerek, işlemler haline dönüşürler.

Ebeveyn ile kurulan sıcak ve güvenli ilişki, bebeğin ihtiyaçlarının fark edilip karşılanması, duygusal gelişimi üzerinde çok güçlü bir etkiye sahiptir. Bu nedenle anne ve bebek arasında oluşan bağlanma örüntülerinin çocukların duygu düzenleme becerilerinde önemli bir role sahip olduğu düşünülebilir. Ayrıca beynin prefrontal korteksi tarafından yönetilen soyutlama becerileri ve bilişsel esneklik de, erken dönemde ebeveyn ile geliştirilen ilişki biçiminden etkilenir. Bağlanma örüntülerinin bir zincirin halkası gibi duygu düzenleme becerilerini ve bununla bağlantılı olarak çocuğun beynin temel işlevlerinden biri olan yürütücü işlevleri etkilediği söylenebilir.

Temeli erken çocukluk yıllarında anne ile bebek arasındaki duygusal etkileşime dayanan bağlanma örüntüsü, yetişkinlik yıllarında da etkisini sürdürür. Bireyin ruh sağlığını ve davranışlarını etkiler. Bağlanma bebek için hayatta kalmaya dair bir koruma mekanizması geliştirir. Kaygılı, bağımlı, ilgi ve bakıma muhtaç bebeğin ilerleyen yaşlarındaki ilişkilerinin oluşumunda kalıcı bir özellik göstermektedir. İnsan sosyal bir varlıktır. Diğerleri ile kurduğu ilişkilerle varlık gösterecek, başarısı, yaşamsal doyumu ve hayat biçimi bu örüntülerin bir sonucu olacaktır.

Bağlanma örüntüsü ile gelişen iletişim örüntüsü dışa doğru (bakım veren harici diğer insanların keşfiyle) devam eder. Hareketlenmenin gerçekleşmesiyle keşif başlar. Her yeni keşif çocuk için yeni bir deneyimdir. Her yeni deneyim öğrenmeyi kolaylaştırır. Öğrenmenin gerçekleşmesiyle beyinde yeni bir sinaps oluşur. Süreç bir döngü ve düzen içerisinde devam eder ve bütünü meydana getirir.

Çocuğun keşif aracı oyundur. Oyun belli bir amaç taşıdığı gibi amaçsızda gerçekleşir. Bir iletişim aracı olarak kullanır. Çocuğun oyun oynamadaki amaçları eğlenmek, öğrenmek, paylaşmaktır. Parten’e göre oyun aşamaları; katılımsız davranış (Uğraşsız), seyirci davranışı, yalnız oyun, paralel oyun, birlikte (İlişkili) oyun, işbirlikçi oyun şeklinde gerçekleşir. Smilansky’e göre oyun aşamaları ise; işlevsel oyun, yapı (Yapı-İnşa) oyunu, sembolik (Dramatik) oyun, kurallı oyun şeklinde gerçekleşir. Yani oyun aşamaları da belli bir örüntü oluşturur.

Oyunla birlikte çocuk örüntüler oluşturabildiği gibi hayattaki örüntüleri de fark eder. Çocukların örüntüyü fark etmesi, tanıması, devam ettirmesi, örüntüyü meydana getiren parçaları ayırması veya birleştirmesi, sıralaması, örüntünün bileşenlerini renk ve boyutlarına göre sınıflandırması yaşamsal becerilerini geliştirmeye yöneliktir.

Çocuğun hareketlenmesi, diğer insanları fark edip onlarla kaynaşması, çevreyi keşfetmesi bir takım problemleri de beraberinde getirir. Bir problemi çözmek önemlidir ancak, daha da önemlisi problemi görebilmektir. Örüntüler sayesinde devam eden süreçle ilgili tahmin yürüterek, fikirler üretebilir ve bu fikirler arasında boşluğu doldurarak bütünü görülmesi sağlanır. Böylece problem tespit edilir. Tespit edilen problem kendi örüntüsü içinde desteklenerek çözüme ulaştırılır.

Yine çocuk gelişiminde ailenin önemi çok büyüktür. Çocuk aile içinde büyür gelişir, olgunlaşır. Her bir aile üyesi kendi yaşam örüntüsü ile çocuğun gelişim örüntüsünü destekler. Bir sistem olarak aile de kendi yaşam stilini ve yaşam örüntüsünü gerçekleştirir. Her bir aile sisteminin de kendi içerisinde bir örüntüsü vardır.

Tüm bunlar gelişimin değerlendirilmesinde biz uzmanlar için önemli ipuçları vardır. Uzman olarak gelişimdeki bu örüntüleri takip edip çocuğun ve ailenin ihtiyaçlarını belirler ve gerekli desteği sağlayabiliriz.

Peki bu örüntüleri nasıl takip ederiz?

Örüntülerin ne olduğunu ve gelişimdeki varlığını, sürecini artık biliyoruz. Seanslarımızda yapacağımız gözlem, aileden alacağımız ayrıntılı bir anamnez ve bu süreçte aldığımız notlar eşliğinde, takiple örüntüleri bir yapbozun parçaları gibi bulup yerleştirebiliriz. Bir bebeğin büyümesindeki örüntülerini bilmek bize fiziksel gelişiminin değerlendirmesini doğru yapmamıza yardımcı olur. Diğer gelişim alanlarında da durum böyledir. Yine bağlanma örüntülerini bilmek bir bebeğin aile örüntüsündeki yeri, bilişsel geliminde yaşıtları arasındaki durumu, çevresi ile kurduğu iletişim şekli, duygusal durumu hakkında bilgileri verir.

Sonuç olarak gelişimde örüntülerin önemi büyüktür ve göz ardı edilemez.


Çocuk Gelişimci ve Aile Danışmanı

Nurseza Uğurluay


advicemy-footer
logo

Bizi Takip Edin

advicemyGooglePlay
advicemyGooglePlay

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir. İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir. Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191