Çocuğumun Dikkati Neden Dağılıyor?

beyza-akkaya-1

Okulların açılmasıyla birlikte birçok ebeveynin zihninde benzer bir soru beliriyor: “Çocuğumun dikkati neden bu kadar dağılıyor?”


Ders çalışırken sık sık yerinden kalkması, ödevini tamamlamakta zorlanması, öğretmenini dinlemekte güçlük çekmesi ya da birkaç dakika sonra başka bir şeyle ilgilenmeye başlaması ebeveynlerde endişeye yol açabiliyor.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Her dikkat dağınıklığı, dikkat eksikliği anlamına gelmez.


Çocukların dikkatini sürdürebilme becerileri yaşlarına, içinde bulundukları ortama, yaptıkları etkinliğe ve o sıradaki duygusal durumlarına göre değişebilir. Bu nedenle çocuğu hemen “dikkatsiz” olarak tanımlamak yerine, öncelikle dikkatini vermesini zorlaştıran etkeni anlamaya çalışmak önemlidir.

Dikkat nedir?

Dikkat, çevremizdeki çok sayıda uyaran arasından belirli bir bilgiye veya göreve yönelmemizi ve bunu belirli bir süre sürdürebilmemizi sağlayan zihinsel bir süreçtir.

Aslında hepimiz gün içinde dikkatimizin dağıldığını deneyimleriz. Çocuklarda ise bu durum, gelişimsel özellikleri nedeniyle daha sık görülebilir.

Örneğin bir çocuğun uzun süre boyunca sevdiği bir oyuna odaklanabilmesi ama ödevinin başında zorlanması, tek başına bir dikkat problemi olduğu anlamına gelmez. Burada görevin çocuğun ilgisi, motivasyonu ve zorlanma düzeyi gibi faktörlerle ilişkisi de düşünülmelidir.

Bu nedenle “Ne kadar süre oturdu?” sorusunun yanında “Hangi koşullarda daha iyi odaklanabiliyor?” sorusu da önemlidir.


Çocuğun dikkati neden dağılabilir?

Dikkatin sürdürülebilmesi birçok faktörden etkilenebilir.

  1. Uykusuzluk ve düzensiz uyku

Okulların başlamasıyla birlikte uyku düzeninin değişmesi, çocukların güne daha yorgun başlamasına neden olabilir. Yetersiz veya düzensiz uyku; dikkat, öğrenme ve duygu düzenleme süreçlerini olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle çocuğun ders sırasında zorlanmasını değerlendirirken yalnızca çalışma alışkanlıklarına değil, uyku rutinine de bakmak gerekir.

  1. Kaygı ve stres

Bazen çocuk derse odaklanamıyor gibi görünürken zihni aslında başka bir şeyle meşgul olabilir.

“Ya yapamazsam?”, “Öğretmenim bana kızarsa?” veya “Arkadaşlarım benimle dalga geçerse?” gibi düşünceler çocuğun zihinsel kaynaklarını tüketebilir.

Bu durumda çocuğa sürekli “Dikkatini ver.” demek yerine, “Aklından neler geçiyor?” diye sormak daha anlamlı olabilir.

Görevin çocuğa çok zor veya çok kolay gelmesi

Çocuğun önündeki görev onun için çok zorsa kısa sürede kopabilir. Aynı şekilde görev çok kolay veya tekrarlayıcıysa da ilgisini sürdürmekte zorlanabilir.

Dolayısıyla dikkat güçlüğünün her zaman çocuğun “isteksizliği” ile açıklanması doğru değildir.

  1. Çevresel uyaranlar

Televizyonun açık olması, telefon bildirimleri, masadaki oyuncaklar, gürültülü bir ortam veya sürekli bölünmeler çocuğun dikkatini sürdürmesini zorlaştırabilir.

Özellikle ödev sırasında mümkün olduğunca sade ve düzenli bir çalışma alanı oluşturmak çocuğun işini kolaylaştırabilir.

  1. Ekran ve yoğun uyaranlar

Çocukların ekranlarla geçirdiği süre kadar, ekran içeriklerinin nasıl kullanıldığı da önemlidir. Sürekli değişen görüntüler ve yoğun uyaranlar içeren içeriklerden sonra daha yavaş ilerleyen bir göreve geçmek bazı çocuklar için zorlayıcı olabilir.

Burada amaç ekranı tek başına “sorunun nedeni” ilan etmek değil; ekran kullanımının uyku, rutin, hareket, oyun ve ders çalışma düzeniyle birlikte değerlendirilmesidir.

  1. Motivasyon ve ilgi

Çocukların her göreve aynı düzeyde ilgi göstermesini beklemek gerçekçi değildir.

Bir çocuk sevdiği bir konuda uzun süre odaklanabilirken, zorlandığı veya ilgisini çekmeyen bir görevde daha kısa sürede kopabilir.

Bu nedenle “İstediği zaman dikkatini verebiliyor, demek ki dikkat sorunu yok.” ya da tam tersi “Ödev yapmıyor, demek ki dikkat eksikliği var.” şeklinde hızlı sonuçlara varmak doğru olmayabilir.


“Dikkatini ver!” demek neden her zaman işe yaramaz?

Bir çocuğa “Dikkatini ver.” dediğimizde aslında ondan oldukça karmaşık bir beceriyi tek başına yönetmesini bekliyoruz.

Oysa bazı çocuklar dikkatlerini nasıl yönlendirecekleri konusunda yetişkin desteğine ihtiyaç duyabilir.

Örneğin:

“Dikkatini ver!” yerine:

  1. “Önce soruyu birlikte okuyalım.”
  2. “Bu ödevi üç küçük parçaya bölelim.”
  3. “İlk olarak sadece ilk iki soruya bakalım.”
  4. “Zorlandığın yer neresi?”
  5. “Şu an dikkatini dağıtan ne oldu?”

gibi daha somut ifadeler kullanılabilir.

Böylece çocuk yalnızca uyarılmış olmaz; dikkatini yönetebilmesi için bir strateji edinmeye başlar.


Evde dikkati desteklemek için neler yapılabilir?

Çocuğun dikkatini desteklemek için her gün uzun saatler boyunca ders çalıştırmak gerekmez. Küçük ve düzenli değişiklikler daha işlevsel olabilir.

Çalışma ortamını sadeleştirin.

Mümkün olduğunca dikkat dağıtıcı uyaranları azaltın.

Görevleri küçük parçalara bölün.

“Ödevini bitir.” demek yerine “Önce bu sayfadaki üç soruyu yapalım.” demek daha anlaşılır olabilir.

Kısa molalar planlayın.

Çocuğun yaşına ve ihtiyacına uygun molalar, uzun süre masada oturmaya zorlamaktan daha işlevsel olabilir.

Tek seferde tek yönerge verin.

Özellikle küçük çocuklarda peş peşe verilen birçok yönergeyi takip etmek zorlayıcı olabilir.

Çabayı fark edin.

Sadece doğru cevaplara veya tamamlanan ödevlere değil, gösterdiği çabaya ve başladığı işi sürdürmesine de dikkat edin.

Ve belki de en önemlisi:

Çocuğunuzu “dikkatsiz” olarak etiketlemeyin.

Bir çocuğun kendisi hakkında “Ben zaten dikkatimi veremiyorum.” düşüncesine sahip olması, zamanla motivasyonunu da etkileyebilir.

Ne zaman profesyonel destek alınmalı?

Her çocuğun zaman zaman dikkatinin dağılması normaldir. Ancak dikkatle ilgili güçlükler uzun süredir devam ediyor, birden fazla ortamda görülüyor ve çocuğun akademik, sosyal veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel bir değerlendirme düşünmek faydalı olabilir.

Örneğin çocuğun yalnızca evde ödev yaparken değil; okulda, oyun sırasında veya günlük sorumluluklarında da sürekli zorlanıp zorlanmadığına bakılabilir.

Bu noktada amaç çocuğa hemen bir etiket koymak değil, yaşadığı güçlüğün kaynağını anlamaktır.

Görüşme ve gözlemlerin yanı sıra, gerekli görüldüğünde çocuğun yaşına ve ihtiyacına uygun dikkat ölçüm araçlarından yararlanılabilir. Bu araçlar çocuğun dikkat becerileri hakkında bilgi sağlayabilir; ancak tek başına bir test sonucu tanı koymak için yeterli değildir. Değerlendirme, çocuğun farklı ortamlardaki işlevselliği ve diğer ilgili faktörlerle birlikte ele alınmalıdır.

Son olarak…

Çocuğunuzun dikkatinin dağıldığını fark ettiğinizde ilk tepkiniz “Neden dikkatini vermiyorsun?” olmak yerine, “Dikkatini vermesini şu anda ne zorlaştırıyor olabilir?” sorusu olabilir.

Bazen ihtiyaç daha fazla çalışmak değildir.

Bazen daha iyi uyumaktır.

Bazen kaygısını konuşabilmektir.

Bazen çalışma ortamını değiştirmektir.

Bazen görevi küçültmektir.

Bazen de profesyonel bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır.

Çocuğun dikkatini yalnızca ne kadar süre odaklandığı üzerinden değil, hangi koşullarda daha iyi odaklanabildiği üzerinden anlamaya çalışmak, ona destek olmanın önemli bir parçasıdır.


Psikolojik Danışman/Aile Danışmanı

Beyza Akkaya

advicemy-footer
logo

Bizi Takip Edin

advicemyGooglePlay
advicemyGooglePlay

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir. İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir. Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191