Çocukken Öğrendiğimiz 5 Cümle Bizi Nasıl Etkiler?

Psikolojik Danışman/Aile Danışmanı
Beyza Akkaya
17 Ağustos 2026

Bazı cümleler çocukken söylenir ve o anda biter sanırız.
Oysa bazıları büyür bizimle.
Yıllar sonra biri bizi kırdığında sustuğumuzda, istemediğimiz halde “tamam” dediğimizde ya da kendi ihtiyacımızı yine en sona bıraktığımızda karşımıza çıkarlar.
Belki de bugün kendimize söylediğimiz bazı cümleleri ilk kez biz söylemedik.
1. “Sen büyüksün, sen idare et.”
Belki daha küçücükken bile senden anlayış beklediler.
Kardeşin ağladı, sen sustun.
Birileri kavga etti, sen geri çekildin.
Sen üzüldün ama “Sen büyüksün.” dediler.
Ve sen zamanla şunu öğrendin:
Önce diğerleri. Sonra ben.
Bugün de biri senden bir şey istediğinde hemen “Ben hallederim.” diyorsan…
Yorulduğunu söylemekte zorlanıyorsan…
Herkesin yükünü taşırken kendi yükünü kimseye göstermiyorsan…
Belki o küçük çocuk hâlâ “Ben idare ederim.” diyordur.
2. “Ayıp olur, insanlar ne der?”
Belki bir şey yapmak istedin.
Ama “El âlem ne der?” dediler.
Bir kıyafet seçtin, vazgeçtin.
Bir yere gitmek istedin, “Ayıp olur.” dediler.
Bir karar verdin, önce herkesin ne düşüneceğini düşündün.
Ve belki bugün bile bir karar verirken içinden önce şu geçiyor:
“Ben bunu istiyor muyum?” değil,
“Başkaları ne düşünür?”
Kendi hayatında başkalarının sesini kendi sesinden daha çok duyuyor olabilirsin.
3. “Üzülme, bunda ağlanacak ne var?”
Çocukken ağladığında hemen susturulduysan…
Korktuğunda “Bir şey yok.” denildiyse…
Bir şey seni kırdığında “Bunu da kafana takma.” diye geçiştirildiyse…
Belki bugün canın yandığında bile güçlü görünmeye çalışıyorsundur.
Kimse fark etmesin diye odanda ağlıyor,
Sonra yüzünü yıkayıp hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor olabilirsin.
Belki de en çok ihtiyacın olan cümleyi hiç duymadın:
“Üzülebilirsin. Ben buradayım.”
4. “Sen de çok alıngansın.”
Bazen bir çocuk, hissettiği şeyin yanlış olduğunu düşünmeyi öğrenir.
“Ben mi abartıyorum?”
“Gerçekten kırıcı mıydı?”
“Yoksa ben mi fazla hassasım?”
Bugün biri seni kırdığında bile önce kendini sorguluyorsan…
Belki de yıllardır kendi duygularına mahkeme kuruyorsundur.
Hislerini kanıtlamaya çalışıyor,
Kırılmaya hakkın olup olmadığını düşünüyorsundur.
Oysa bir şeyin seni incitmiş olması için başkasının da aynı şekilde incinmesi gerekmez.
Senin hissetmen yeter.
5. “Sorun çıkarma, uslu çocuk ol.”
Belki çocukken sevgiyle usluluk birbirine karıştı.
Sessizsen iyi çocuktun.
İtiraz etmiyorsan iyi çocuktun.
Uyum sağlıyorsan iyi çocuktun.
Ve belki bugün de “iyi biri” olmak için kendinden vazgeçiyorsun.
İstemediğin bir şeye “tamam” diyor,
Kırıldığında susuyor,
Yorulduğunda devam ediyor,
Sınır koyduğunda ise suçluluk hissediyorsun.
Çünkü içindeki küçük çocuk hâlâ şöyle düşünüyor olabilir:
“Beni severlerse uslu olmalıyım.”
Belki de mesele şu:
Çocukken duyduğumuz her cümleyi hatırlamayabiliriz.
Ama bazılarını nasıl hissettirdiğini hatırlarız.
Kendimizi geri çektiğimizde…
“Hayır” diyemediğimizde…
Ağlamamak için kendimizi tuttuğumuzda…
Birini üzmemek için kendimizden vazgeçtiğimizde…
O cümleler yeniden konuşur.
Ama artık çocuk değiliz.
Ve belki bugün kendimize yeni cümleler söylemenin zamanı gelmiştir:
“Ben de yorulabilirim.”
“Hayır demem sevgimi azaltmaz.”
“Hislerim fazla değil.”
“Herkesi memnun etmek zorunda değilim.”
“Benim ihtiyaçlarım da önemli.”
Çünkü bazen iyileşmek;
geçmişi değiştirmek değil,
geçmişte öğrendiğimiz şeylerin bugün hayatımızı yönetmesine izin vermemeyi öğrenmektir.
Ve belki bugün kendine sadece şunu sorabilirsin:
“Ben çocukken en çok hangi cümleyi duydum?”
Belki cevabın, bugün kendinle konuşma biçimin hakkında sana düşündüğünden çok daha fazlasını anlatacaktır.
Psikolojik Danışman/Aile Danışmanı
Beyza Akkaya

