logo

KENDİM İÇİN

ÇOCUK VE ANNE

İŞİM İÇİN

GRUP SEANSLARI

Ergenlikte Ayrışma, Sınırlar ve Ebeveyn Tutumları

rana-firat

Ergenlik, ebeveynlikte en çok zorlanılan ama aynı zamanda en çok yanlış anlaşılan dönemlerden biri. Çoğu anne baba bu yılları, bir sabah uyandıklarında evlerine başka biri taşınmış gibi deneyimler. Dün sarılan çocuk gitmiş, yerine kapısını kapatan, göz deviren, kısa cevaplar veren biri gelmiştir. Oysa gerçek şu: Gelen kişi yabancı değil. Aynı çocuk. Sadece büyük bir içsel yeniden yapılanmanın tam ortasındadır.


Ergenlik dediğimiz şey yalnızca hormonlardan ibaret değildir. Bedensel değişimlerin çok ötesinde, kimlik inşasının hızlandığı, “Ben kimim?” sorusunun ilk kez bu kadar yüksek sesle sorulduğu bir dönemdir. Çocuk artık sadece anne babanın çocuğu olmakla yetinmez, kendi sınırlarını, değerlerini ve ayrı bir benliğe sahip olduğunu test etmeye başlar. Bu testler çoğu zaman çatışma üzerinden ilerler. Çünkü ayrışma, her zaman biraz sürtünme yaratır.


Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, ergenin bu davranışlarını kişisel algılamaktır. Oysa kapıların sert kapanması, verilen kısa cevaplar ya da “sen anlamazsın” çıkışları, anne babaya duyulan sevginin azaldığını değil, bağımsızlık ihtiyacının arttığını gösterir. Ergen, bir yandan hala güvenli bir limana ihtiyaç duyar, diğer yandan o limandan uzaklaşmayı dener. Bu ikili ihtiyaç hali, doğal olarak gelgitli bir ruh hali yaratır.


Bu noktada ebeveyn tutumları belirleyici hale gelir. Aşırı kontrolcü davranışlar, ergenin ayrışma ihtiyacını daha da sertleştirir. Sürekli sorgulanan, izlenen ve düzeltilen bir genç, ya içine kapanır ya da daha yüksek sesle isyan eder. Tam tersi uçta yer alan tamamen geri çekilmiş ebeveynlik ise “beni merak eden kimse yok” duygusunu besler. Ergenlikte ihtiyaç duyulan şey, ne sıkı bir denetim ne de sınırsız bir özgürlük. İhtiyaç duyulan şey, esnek ama tutarlı bir sınırdır.


Tutarlılık burada kilit bir kavram. Bir gün izin verilen bir davranışın ertesi gün sert bir şekilde yasaklanması, ergenin dünyasında kaos yaratır. Kuralların olması değil, kuralların nedenlerinin konuşulabilmesi ilişkiyi güçlendirir. “Ben söyledim oldu” dili yerine “bunu neden önemsiyorum” dili, genci karşıya almak yerine yanınıza çağırır.


Dinlemek de çoğu zaman gözden kaçan ama en güçlü ebeveyn davranışlarından biridir. Gerçekten dinlemekten bahsediyorum, düzeltmeden, öğüt vermeden, hemen çözüm üretmeden. Ergen anlatırken çoğu zaman bir akıl değil, bir alan arar. Anlaşıldığını hissettiği anda savunma azalır. Bu, her davranışa onay vermek anlamına gelmez. Anlamak, onaylamak değildir. Ama anlamadan sınır koymak, ilişkiyi zedeler.


Şunu da unutmamak gerekir: Ergenlik, ebeveynin kendi ergenliğini de yeniden hatırlatan bir dönemdir. Çocuğun öfkesi, anne babanın bastırılmış duygularına dokunabilir. Kontrol kaybı korkusu, geçmişte yaşanan çaresizlikleri tetikleyebilir. Bu yüzden bazen zorlanan sadece ergen değil, ebeveyndir de. Bu farkındalık, suçluluk yaratmak için değil, daha şefkatli bir bakış geliştirmek için önemlidir.


Ergenlik bir geçiştir. Ne tamamen kopuştur ne de eski düzenin devamı. Bu dönemde kurulan ilişki, çocuğun yetişkinlikteki bağlanma biçimine sessizce zemin hazırlar. Mükemmel ebeveynlik diye bir şey yok. Ama temasını kaybetmeyen, sınır koyarken ilişkiyi koruyan, duyguyu davranıştan ayırabilen bir ebeveynlik her zaman onarıcıdır.


Bazen yapılabilecek en iyi şey, derin bir nefes alıp şunu hatırlamaktır: Bu dönem geçecek. Ama bu süreçte kurulan bağ, kalıcı olacak.


Sevgiler,

Rana

advicemy-footer
logo

Bizi Takip Edin

advicemyGooglePlay
advicemyGooglePlay

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir. İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir. Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191