logo

KENDİM İÇİN

ÇOCUK VE ANNE

İŞİM İÇİN

GRUP SEANSLARI

Görünmez Bir Yük: Değersizlik Hissi

24 Ocak 2026

onur-aydin

Sessiz Bir Kimlik İnşası: Değersizlik Hissi Nasıl Benliğin Bir Parçasına Dönüşür?


Değersizlik hissi çoğu zaman bir “duygu” gibi yaşanmaz. İnsan kendini üzgün, kırgın ya da mutsuz hissettiğini söyleyebilir; fakat “değersiz hissediyorum” demek nadirdir. Çünkü değersizlik, fark edilmesi zor bir iç iklimdir. Kişi bu hissi yaşadığını değil, bu hissin içinden yaşadığını sanır. Hayata, ilişkilere ve kendisine bu filtreden bakar.

Bu nedenle değersizlik hissi, geçici bir ruh hali değil; zamanla şekillenmiş, benliğe yerleşmiş bir öz algı organizasyonu gibidir. Kişi bu algıyı sorgulamaz; çünkü sorgulamak için önce onun bir algı olduğunu fark etmek gerekir. Oysa çoğu zaman bu his, “gerçek” gibi deneyimlenir.


Değersizlik Hissi Neden Bu Kadar İnandırıcıdır?


Değersizlik hissinin en güçlü tarafı, mantıklı görünmesidir. Kişi geçmişte yaşadığı bazı başarısızlıkları, reddedilmeleri ya da ilişkisel hayal kırıklıklarını bir araya getirerek kendine şu sonucu çıkarır:

“Demek ki sorun bende.”

Bu çıkarım, zihinsel olarak tutarlı görünür. Oysa çoğu zaman bu, sonradan oluşturulmuş bir açıklamadır. Asıl kök, çok daha erken dönemlere uzanır ve bilinçdışı düzeyde çalışır.

Değersizlik hissi yaşayan kişi, kendini eleştirirken acımasızdır ama bu eleştiriyi “gerçekçilik” olarak tanımlar. Kendine şefkatli davranan insanları ise saf, zayıf ya da gerçeklerden kaçıyor gibi algılayabilir. Çünkü içsel dünyasında sertlik, hayatta kalmanın bir yolu olarak öğrenilmiştir.


Bu His Nasıl Öğrenilir?


Değersizlik hissi çoğu zaman açık bir travma olmadan gelişir. Fiziksel şiddet, ağır ihmal ya da büyük krizler yoktur; ama duygusal düzeyde bir eksiklik vardır. Çocuk, fiziksel olarak güvende olabilir fakat duygusal olarak görülmemiştir.

Örneğin:

  1. Çocuğun duyguları hızlıca çözülmesi gereken bir problem gibi ele alınmıştır.
  2. Ağlaması “zayıflık” olarak görülmüştür.
  3. Sevinci bile ölçülü olması gereken bir şey gibi karşılanmıştır.

Bu ortamda çocuk şunu öğrenir:

“Duygularımla yer kaplamamalıyım.”

Bu öğrenme, ileride “Benim hislerim önemli değil”e, oradan da “Ben önemli değilim”e evrilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Çocuk bunu bilinçli olarak düşünmez; bedensel ve duygusal bir sonuç olarak hisseder.


Koşullu Kabul ve İçselleştirilmiş Eleştirmen


Değersizlik hissinin en sık kaynaklarından biri, koşullu kabuldür. Çocuk ancak başarılı olduğunda, uslu olduğunda, beklentilere uyduğunda onay görür. Sevgi açıkça geri çekilmez ama sessizce azalır.

Bu durumda çocuk şunu öğrenir:

“Olduğum gibi değil, olmam gereken halimle kabul ediliyorum.”

Zamanla ebeveynin sesi içselleştirilir. Artık dışarıdan eleştiri gelmesine gerek yoktur; kişi kendi içinde bu rolü üstlenir. İçsel eleştirmen sürekli devrededir:

  1. “Daha iyisini yapabilirdin.”
  2. “Bu kadarına sevinme.”
  3. “Herkes yapar bunu.”

Bu ses, kişiyi motive ediyor gibi görünse de aslında benliği yorar ve değersizlik hissini derinleştirir.


Değersizlik Hissi Her Zaman Pasiflik Yaratmaz


Toplumda değersizlik hissi çoğu zaman içe kapanma, çekingenlik ve geri durma ile eşleştirilir. Oysa birçok kişi bu hissi aşırı işlevsellik ile telafi eder.

Bu kişiler:

  1. Sürekli üretir
  2. Dinlenmekte zorlanır
  3. Kendini değeri üzerinden değil, performansı üzerinden tanımlar

Dışarıdan bakıldığında “başarılı”dırlar. Fakat iç dünyalarında başarı hiçbir zaman yeterli olmaz. Çünkü başarı, değeri hissettirmez; sadece değersizliği kısa süreliğine susturur.

Bu susturma hali geçicidir. Bir sonraki hedefte, bir sonraki ilişkide ya da bir sonraki eleştiride his geri döner.


İlişkilerde Değersizlik Hissinin Görünümü


Değersizlik hissi, en çıplak haliyle ilişkilerde ortaya çıkar. Kişi kendisini gerçekten gören, duyan ve değer veren biriyle karşılaştığında bile huzur bulamayabilir. Çünkü bu durum içsel şemaya uymaz.

Bu nedenle kişi:

  1. Değer görmediği ilişkilerde kalabilir
  2. Uzak ve erişilmez insanlara çekilebilir
  3. Sürekli veren ama almakta zorlanan rolde olabilir

Bilinçdışı düzeyde şu inanç çalışır:

“Benim payıma bu düşer.”

Bu noktada değersizlik hissi, yalnızca acı veren bir duygu değil; ilişkisel seçimleri belirleyen bir pusula haline gelir.


Görülme Korkusu ve Kendini Saklama


Değersizlik hissi yaşayan kişi çoğu zaman çelişkili bir arzu taşır: Hem görülmek ister hem de görülmekten korkar. Çünkü görülmek, maskelerin düşmesi demektir. Maskeler düştüğünde ise içteki “kusurlu benliğin” ortaya çıkacağına dair bir inanç vardır.

Bu nedenle kişi:

  1. Kendini tam olarak açmaz
  2. Hep kontrollü bir mesafede durur
  3. Gerçek ihtiyaçlarını bastırır

Bu durum uzun vadede yalnızlık hissini artırır. Kişi ilişkiler içindedir ama temas yoktur.


Utanç: Değersizliğin Duygusal Çekirdeği


Utanç, değersizlik hissinin en derin bileşenlerinden biridir. Utanç, “yanlış yaptım” değil, “yanlışım” demektir. Kişi yaptığı davranıştan değil, varoluşundan rahatsızlık duyar.

Bu nedenle utanç yaşayan kişi:

  1. Kendini savunmakta zorlanır
  2. Hata yaptığında orantısız bir çöküş yaşar
  3. Eleştiriyi varlığına yönelik bir saldırı gibi algılar

Utanç konuşulmaz. Konuşulmadıkça da güçlenir.


İyileşme Neden Zor Ama Mümkündür?


Birlikte çalıştığım pek çok Girne psikolog ve psikiyatristi gibi ben de bir uzman olarak iyileşmenin zor bir süreç olduğunu kabul ediyorum. Değersizlik hissiyle çalışmak zordur çünkü kişi bu hissi bırakırsa ortada bir boşluk kalacağını sanır. “Eğer kendimi bu kadar sert eleştirmezsem dağılırım” düşüncesi yaygındır.

Oysa iyileşme, kendini pohpohlamakla değil; içsel deneyimi dönüştürmekle başlar. Kişi ilk kez şunu deneyimlediğinde bir şey değişir:

“Bunu hissetsem bile buradayım ve terk edilmiyorum.”

Terapi ilişkisi bu nedenle iyileştiricidir. Çünkü kişi, değersiz hissettiği haliyle de ilişki içinde kalabileceğini yaşantısal olarak öğrenir.


Değersizlik Hissiyle Yaşamayı Öğrenmek


Bu his tamamen yok olmayabilir. Ama kişi onunla özdeşleşmez. His gelir, tanınır ve geçer. Artık yöneten değildir.

Kişi şunu ayırt etmeye başlar:

  1. Bu his benim gerçeğim mi, yoksa geçmişten kalan bir iz mi?
  2. Bu sesi dinlemek zorunda mıyım?

Bu sorular, içsel özgürlüğün kapısını aralar.


Son Söz Yerine


Değersizlik hissi, bir karakter kusuru değildir. Zayıflık hiç değildir. Çoğu zaman, erken dönemlerde hayatta kalmak için geliştirilen çok akıllı ama artık işlevini yitirmiş bir stratejidir.

Ve her strateji gibi, fark edildiğinde değiştirilebilir.

advicemy-footer
logo

Bizi Takip Edin

advicemyGooglePlay
advicemyGooglePlay

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir. İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir. Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191