logo

KENDİM İÇİN

ÇOCUK VE ANNE

İŞİM İÇİN

GRUP SEANSLARI

Erteleme

evrim-kaya

Pazartesi sabahı teslim edilmesi gereken bir çalışma, haftalardır okunmayı bekleyen bir dosya ya da bir türlü atılamayan o ilk adım... Günün sonunda yapılacaklar listesinin karşısına geçtiğimizde sorduğumuz ilk soru genellikle aynıdır: "Neden yine erteledim, neden bu kadar disiplinsizim?" Popüler kültür ve yüzeysel kişisel gelişim söylemleri ertelemeyi çoğunlukla bir tembellik, iradesizlik ya da zamanı yönetememe problemi olarak sunar. Oysa bilişsel psikoloji ve davranış bilimleri bambaşka bir gerçeğe işaret eder: Erteleme, zamanı planlayamamakla ilgili bir beceriksizlik değil; zihnin olumsuz duygularla başa çıkmakta zorlandığı anlarda devreye soktuğu bir duygu düzenleme başarısızlığıdır.

Bir görevin başına oturmaktan kaçındığımızda aslında kaçtığımız şey o işin kendisi veya fiziksel yükü değildir; o işin zihnimizde uyandırdığı karmaşık duygulardır. Belirsizlik, başarısızlık riski, yoğun zihinsel çabanın getireceği sıkıntı ya da yetersizlik hissi zihnimizi tehdit ettiğinde, insani bir dürtüyle anlık rahatlamaya yöneliriz. Masayı düzenlemek, sosyal medyada kaybolmak ya da o an daha az öncelikli ama yapması kolay bir işle uğraşmak, zihnin bu olumsuz duygusal uyarandan kaçmak için geliştirdiği kısa vadeli bir duygusal onarım çabasıdır. Ancak bu kaçış anlık bir rahatlama sağlasa da, uzun vadede suçluluk duygusunu ve kaygıyı tırmandırarak zihinsel yükümüzü katlayarak artırır.


Erteleme davranışının temelinde, sanılanın aksine işi önemsememek değil, aksine aşırı önemsemek ve bunun yarattığı mükemmeliyetçilik baskısı yatar. Birey kendi öz değerini ürettiği performansın niteliğiyle eşitlediğinde, ortaya çıkacak sonucun kusursuz olmaması fikri benlik algısına yönelik doğrudan bir tehdide dönüşür. Bu noktada erteleme, zihnin geliştirdiği konforlu bir savunma kalkanı haline gelir. Görevi son ana kadar erteleyen birey, olası bir başarısızlık durumunda "yeterince yetenekli değilim" demek yerine, "zaten sadece bir gecede hazırlayabildim" diyerek kendi öz değerini korumuş olur. Yani zihin, yetersizlik hissiyle yüzleşmektense, ertelemenin yarattığı zaman baskısını sığınacak güvenli bir kalkan olarak kullanmayı tercih eder.


Bu zihinsel kilitlenmeyi aşmak ve erteleme döngüsünü kırmak, daha sıkı takvimler tutmaktan veya kendimizi acımasızca eleştirmekten geçmez; çünkü öz eleştiri stresi ve tehdit algısını tırmandırarak erteleme eğilimini daha da besler. Bunun yerine, görevin yarattığı bilişsel sürtünmeyi azaltacak stratejileri odağa almak gerekir. Hedefi bir bütün olarak bitirmek yerine "sadece 5 dakika odaklanmak" gibi mikro adımlarla tanımlamak, zihindeki başlangıç direncini ve tehdit algısını kırar. Aynı zamanda görevin başındaki belirsizlik ve rahatsızlık hissinin insani, doğal ve geçici bir durum olduğunu kabul ederek bu duyguyla kalabilme toleransını geliştirmek eyleme geçişi kolaylaştırır. Kendimize gösterilecek öz şefkat ise zihindeki tehdit algısını düşürerek yürütücü işlevlerimizin yeniden kontrolü ele almasını sağlar. Erteleme bir karakter kusuru değil, zihnin kaygı ve mükemmeliyetçilikle başa çıkmak için kullandığı ilkel bir adaptasyondur; bu mekanizmayı anlayan analitik ve şefkatli bir yaklaşımla eyleme geçmek her zaman mümkündür.


Psk.Dan. Evrim KAYA

advicemy-footer
logo

Bizi Takip Edin

advicemyGooglePlay
advicemyGooglePlay

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir. İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir. Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191