İlişkilerdeki O Tanıdık Döngüler

İlişkilerde kendini sürekli aynı tablonun içinde bulmak tesadüf değildir. Neden hep mesafe koyan insanlar seçilir? Neden en ufak bir sarsıntıda kaçacak yer aranır ya da karşıdaki kişi biraz uzaklaşınca o terk edilme korkusu neden nefesi kesecek kadar ağırlaşır? Bu soruların cevabı bugünde değil, çok daha geride, henüz kelimeler bile yokken kurulan o ilk bağlarda saklıdır.
Bağlanma stili, sadece bir çocukluk anısı değil; yetişkinlikteki ilişki haritası, sevgiyi ve güveni okuma biçimidir.
Görünmez Senaryolar ve Roller
Her bireyin bir bağlanma stili vardır ve bu stil, partnerine nasıl sarıldığından tartıştığında verdiği tepkiye kadar her şeyi yönetir.
- Güvenli Temas: Bazıları için ilişki bir liman gibidir. Fırtına kopsa da geminin batmayacağına dair içsel bir inançları vardır. Yakınlıktan korkmazlar ama yalnız kalmak da onlar için bir felaket senaryosu değildir. Sevgi, tutarlı bir zemindir.
- Kaygı ve Onay Açlığı: Bazıları ise o zeminin her an kayıp gitmesinden korkar. Partnerin bir anlık sessizliği, "artık sevilmiyorum" olarak tercüme edilir. Daha çok yakınlık, daha çok onay, daha çok garanti istenir. Bu bir sevgi fazlalığı değil, derinlerdeki bir "görülmeme" korkusunun dışavurumudur.
- Mesafe ve Özgürlük Savunması: Yakınlığın özgürlüğe yönelik bir tehdit olarak algılandığı durumlar da vardır. Birisi çok yaklaştığında duvarlar örülür. Duygular rasyonalize edilir, mesafe korunur. Çünkü bu kişiler için birine bağımlı olmak, incinmeye açık hale gelmekle eş değerdir.
Neden Hep Aynı "Yanlış" Kişi?
Buradaki en çarpıcı durum, kaygılı ve kaçıngan yapıdaki insanların birbirini bir mıknatıs gibi çekmesidir. Kaygılı olan taraf mesafeyi kapatmaya çalıştıkça, kaçıngan olan daha çok uzaklaşır. Bu bir kedi-fare oyununa döner ve her iki taraf da aslında en çok korktuğu şeyi deneyimlemeye başlar.
Seçilen kişiler rastlantısal değildir. Zihin, tanıdık olan acıyı, yabancı olan huzura tercih etmeye meyillidir. Çünkü o tanıdık "bağlanma acısı", zihnin bildiği en eski dildir.
Döngüyü Kırmak Kaderi Değiştirmektir
Bağlanma stili bir yazgı değil, bir başlangıç noktasıdır. Bu döngüden çıkmak için izlenebilecek yollar bellidir:
- Tepkiyi Ayrıştırmak: Verilen tepki partnere mi ait, yoksa geçmişteki o eksik kalmış parçaya mı? Bu ayrım yapıldığında oto pilottan çıkılır.
- İhtiyaçları Suçlamadan İfade Etmek: "Beni ihmal ediyorsun" demek bir saldırıdır ve karşı tarafta savunma yaratır. Oysa "Şu anki mesafe beni kaygılandırıyor, biraz yakınlığa ihtiyacım var" demek, maskesiz bir dürüstlüktür.
- Geçmişin İzlerini Tanımak: Kendi bağlanma yaralarının farkında olmak, karşı tarafın korkularına da daha sakin bir yerden bakmayı sağlar.
Sonuç Olarak
İlişkiler sadece iki kişinin buluşması değildir, iki farklı geçmişin, iki farklı çocukluğun ve iki farklı korku setinin çarpışmasıdır. Eğer bugün bir çıkmaz hissediliyorsa, suçlamak ya da suçlanmak yerine o ilk bağlara bakmak gerekir. O eski haritaları masaya yatırıp, gitmek istenilen yeni yolları çizmek her zaman mümkündür. Kalp, doğru bir eşlikçiyle kendini onarmayı ve güvenle bağlanmayı her yaşta öğrenebilir.
Sevgiler,
Rana


