logo

KENDİM İÇİN

ÇOCUK VE ANNE

İŞİM İÇİN

GRUP SEANSLARI

Zihnin Gürültüsü ve Belirsizlikle Yaşamak

rana-firat

Anksiyete, dışarıdan bakıldığında "çok düşünmek" gibi basit bir tanımla geçiştirilse de, aslında kişinin kendi zihninin içinde bir yabancı gibi hissetmesidir. Bir psikolog olarak klinik gözlemlerimde en çok karşılaştığım şey, anksiyetenin sadece bir duygu değil, bir yaşam biçimi haline gelmiş olmasıdır. Kişi, sanki görünmez bir alarm sistemiyle yaşıyormuş gibi sürekli tetiktedir. Bu hal, rüzgar estiğinde bile evi ayağa kaldıran bozuk bir güvenlik sistemine benzer, yorucudur, yıpratıcıdır ve en önemlisi, insanı "şimdi"den koparıp hiç gelmeyecek felaketlerin içine hapseder.


Kontrol İllüzyonu ve Belirsizlik Çıkmazı


Anksiyetenin en temel besin kaynağı belirsizliktir. İnsan zihni doğası gereği boşlukları sevmez ve bu boşlukları en kötü senaryolarla doldurmaya meyillidir. "Ya olursa?" ile başlayan her cümle, aslında hayatı kontrol altında tutma çabasının bir dışavurumudur. Ancak burada trajik bir paradoks vardır:


Hayatı ne kadar çok kontrol etmeye çalışırsak, kontrolümüz dışında kalan alanlar o kadar korkutucu görünmeye başlar.

Anksiyeteli bir zihin, henüz yaşanmamış bir geleceğin yasını tutar. Olmamış kavgaların provasını yapar, gerçekleşmemiş iflasların planını kurar. Bu durum, beyin için gerçek bir tehditle savaşmak kadar enerji tüketicidir. Günün sonunda yaşanan o yoğun bitkinliğin sebebi fiziksel bir yorgunluk değil, zihinsel bir maratondur.


Bedenin Çığlığı: Fizyolojik Yankılar


Kaygı sadece düşüncelerde kalmaz; bir noktada mutlaka bedene iner. Kalbin hızlanması, sığ nefesler, mideye oturan o yumru veya kaslardaki bitmek bilmeyen gerginlik... Bunlar aslında bedenin "Savaş ya da Kaç" komutuna verdiği dürüst tepkilerdir. Sorun şu ki; ortada ne savaşılacak bir düşman vardır ne de kaçılacak bir alan. Bu enerji içeride hapsolduğunda, kişi kendi vücuduna da yabancılaşmaya başlar. Bedensel duyumları bir düşman gibi değil, bir haberci gibi görmek gerekir. Beden, zihnin dile getiremediği "Şu an güvende hissetmiyorum" mesajını bu yolla haykırır.


Labirentten Çıkış: Kabul ve Farkındalık


Anksiyeteyle mücadelede yapılan en büyük hata, kaygıdan kurtulmaya çalışmaktır. Kaygıdan kurtulmaya çalışmak, bataklıkta çırpınmaya benzer; çırpındıkça daha çok batarsınız. Çıkış yolu, kaygıyla savaşmak değil, onunla olan ilişkinizi değiştirmektir.


  1. Düşünceleri Gözlemlemek: Zihnimizin bize anlattığı her hikaye gerçek değildir. Düşünceler sadece zihinsel olaylardır; bir bulut gibi gelir ve geçerler. Onlara inanmak zorunda değiliz, sadece geçip gidişlerini izleyebiliriz.
  2. Belirsizliğe Yer Açmak: Hayatın getirdiklerini önceden bilme arzusu insani bir ihtiyaçtır ancak bu imkansızdır. Belirsizlikle barışmak, hayatın her anına müdahale edemeyeceğimizi kabul etmek, omuzlardaki yükü bir nebze olsun hafifletir.
  3. Şimdiye Çapalanmak: Zihin geleceğe kaçtığında, beş duyunuz sizi ana geri getirecek en güçlü araçtır. Ayaklarınızın zemine teması, odadaki bir ses veya teninize çarpan hava... Bunlar basit ama nörolojik olarak yatıştırıcı gerçeklerdir.


Profesyonel Bir Destek Ne Zaman Gerekir?


Eğer bu sesler artık hayatınızın fon müziği olmaktan çıkıp başrolüne geçtiyse; uykularınız bölünüyor, kararlarınız kaygı odaklı hale geliyor ve yaşam alanınız daralıyorsa, orada durup bir alan açmak gerekir. Terapi, o gürültülü zihnin içinde beraber bir sessizlik odası inşaa etme sürecidir. Kendi başınıza çözmeye çalıştığınız o karmaşık ip yumağını, bir uzmanın eşliğinde ve güvenli bir alanda tek tek çözmek, sadece semptomları değil, bu kaygının köklerini anlamayı sağlar.

Sonuçta anksiyete, sizin kim olduğunuzu tanımlamaz. O sadece şu anki deneyiminizin bir parçasıdır. Ve her deneyim gibi, doğru yaklaşımla dönüştürülebilir.


Sevgiler,

Rana

advicemy-footer
logo

Bizi Takip Edin

advicemyGooglePlay
advicemyGooglePlay

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir. İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir. Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191