Koçluk ve Değişim

Burak

Son iki yıldır ‘Koçluk Nedir?’ başlığı altında birçok yazı okudum. Sanıyorum koçlar olarak bu konuda kendimizi net ifade edemiyoruz ki bu başlıktaki yazıları görmeye devam ediyorum. Bu durum benim algımda bir seçicilik de değil ayrıca. En sonunda ben de dilim döndüğünce bu konuda bir yazı yazmaya karar verdim. Ne de olsa iki yıldır bu işe gönül vermiş ve vermeye de devam eden biriyim.

Koçluğun genel tanımını Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) kendi sitesinde yapmış. Dileyen oradan tanımı bulabilir. Koçluğun ne olmadığı da “Koçluk Nedir?” başlıklı yazılarda bol bol ifade ediliyor. Koçluğun mentörlük, danışmanlık, psikolojik tedavi, spor koçluğu, vs gibi benzer meslekler ile farkı da internette kolayca bulunabilen yazılarda mevcut. Koçluğun Türkiye’de bir meslek olarak kabul edilmiş olduğunu da ayrıca buraya eklemek isterim. İlgilenenler daha detaylı araştırabilir.

Bu yazımda, daha çok koçluğun iki yıllık tecrübelerim ve okuduklarım ile benim için ne ifade ettiğini kısaca vurgulamaya çalışacağım.

Koçluğun benim için tarifi ile başlayalım: Koçluk bence; “İçinde bulundukları mevcut durumdan memnuniyet duymayan ve rahatsız oldukları bu durumu değiştirmeye istekli/adanmış, lakin diğer taraftan da bu değişimi nasıl gerçekleştireceklerini kendi başlarına bulamayacaklarını düşünen kişilerin (koçluk jargonunda bu kişiler ‘danışan’, ‘koçi’, ‘müşteri’, vs olarak adlandırılıyorlar) öncelikle içinde bulundukları mevcut durumu tüm detayları ile fark ettikleri ve gerçek konularını ifade ettikleri; daha sonra da bu durumu değiştirmek için yine istekli bir şekilde seçimlerini/opsiyonlarını ortaya çıkarttıkları ve bu seçimlerden/opsiyonlardan biri hakkında karar verip uygulamayı taahhüt ettikleri; en sonunda da uygulamaya geçtikleri ve bu değişim eyleminin de sorumluluğunu üstlendikleri bir yolculuktur.”

Bir formül olarak ifade etmek isteseydim sanırım şöyle olurdu:

Koçluk/Değişim = İstek/Adanmışlık x (Farkındalık + Konu + Seçim + Taahhüt + Uygulama + Sorumluluk) Koçluk konusunda ICF’in öngördüğü eğitimlerini tamamlayan ve bu eğitimler sonucunda da ‘koç’ olarak tanımlanan kişiler de arzu edilen duruma ulaşmaya çalışan bu kişilere yolculuk sırasında yolda kalmaları konusunda farklı yöntemlerle destek veriyorlar ve durumunu değiştirmeye istekli kişilerin gelişimlerini gözlemliyorlar.

Mümkün olduğu kadar detaylı ifade etmeye çalıştım, ancak konu başlıkları ile ifade etmem gerekirse; koçluk en başta istek ile gerçekleşen bir değişim yolculuğudur. Burada istek konusunun ısrarla altını çizmek istiyorum çünkü koçluk alacak kişinin arzu ettiği değişimi yaratabilmesi için istekli ya da kendini adamış olması şart.

‘Ya, bakayım şu koçluk nasıl bir şeymiş’ gibi yaklaşımlarda maalesef sonuç almak mümkün olmuyor. E tabi, danışanın isteği yanında bir de konusu olması gerekiyor. Hani tanımlamada ifade ettiğim, içinde bulunduğu ve memnun olmadığı için değiştirmek istediği koçluk yolculuğuna başladığı durum.

Altını çizmek istediğim diğer önemli bir konu da danışanın alması gereken sorumluluk. Koçluk bir değişim için yapılıyor ve danışan da hangi konuda değişim gerçekleştirmek istediğine karar vermiş ise bu değişimi gerçekleştirmek için atacağı adımların ve sonuçlarının da sorumluluğunu almak durumunda. ‘İngilizce öğreneyim ama hiç kitap okumayayım ya da hiç pratik yapmayayım çünkü zamanım yok’ durumu maalesef mümkün değil. Yapılmasına karar verilen eylem için gerekli şartların da yerine getirilmesi danışanın sorumluluğunda. Aksi halde bir değişim yaratmak mümkün olamıyor.

‘Bütün sorumluluk danışanda ise koçun rolü nedir?’ sorusu akla gelebilir. Koçun rolü, bana göre olan tanımlama içerisinde yer alan diğer konu başlıklarında. Yani, danışanların durumlarının farkına varmalarına, seçimler yapmalarına ve bu seçimler arasından bir eylem kararı vermelerine yardımcı olmak. Koçluk eğitimlerinde öğretilenler işte bu yardımcı olma eyleminin gizlilik, samimiyet, güven ve etiklik çerçevesinde hangi tekniklerle/yöntemlerle yapılması gerektiği.

Koçun elinde de maalesef sihirli bir değnek yok. Hani eski ‘Tontonlar’ adında bir çizgi filmde karakterler ‘Değiş Tonton’ diyor ve değişiyorlardı. İşte bu ancak filmlerde oluyor. Gerçek hayattaki değişim ise kişinin kendisine bağlı. Koçlar bunun için sadece bir araç vazifesi görüyorlar.

Ayrıca koçluktaki değişim yolculuğu da yine o çizgi filmdeki gibi hemen gerçekleşmiyor, uzun bir zamana yayılıyor. Her görüşme arasında danışan biraz daha değişiyor, farklılaşıyor. Eylemleri ve değişimi dışardan da gözlemlenebiliyor. Danışanların değişimlerinin çevrelerindeki insanlar tarafından da fark edildiği ve hatta takdir edildiği durumlarla karşılaşmak da yolculuğun bir parçası.

Kıssadan hisse; bence kişisel değişimin ve gelişimin en büyük destekçisi koçluk hiç de kulak arkası edilmemesi gereken bir meslek. Hani uçaklarda anons ediyorlar ya: ‘Acil durumlarda maskeyi önce kendinize sonra da çocuklarınıza takınız’ diye. Koçluk meslek eğitimini almanın benim kendi kişisel değişimime de katkıları çok oldu ve bunu hem kendim hem de çevrem fark etti. Bu mesleği edindiğim için kendimi takdir ediyorum.

Gelin, sizlere de yardımcı olabilmek için acil durum anonsunu beklemeyelim. İstediğiniz değişim yolculuğunda elinizden tutmama müsaade edin.

Sevgilerimle

Erkan Başak

Profesyonel Koç (ATC)

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir.
İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir.
Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191