Neden Hep Yanlış İnsanı Seçiyorum?

İlişkilerde benzer bir döngüyü tekrar tekrar yaşadığını fark ettiğin oldu mu? Başlangıçta her şey umut verici görünürken, zamanla aynı hayal kırıklıkları, aynı tartışmalar ve aynı duygusal yorgunluk ortaya çıkıyor olabilir. Ve bir noktada insan kendine şu soruyu sormaya başlar: “Sorun karşımdaki insanlarda mı, yoksa bende mi?” Bu soru çoğu zaman rahatsız edicidir. Çünkü cevap basit değildir ve çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir. Birçok kişi partner seçiminin tamamen bilinçli bir karar olduğunu düşünür. Ancak gerçekte ilişkilerde kime çekildiğimiz, kiminle bağ kurduğumuz ve kimi “doğru kişi” olarak gördüğümüz büyük ölçüde bilinçdışı süreçlerden etkilenir. Yani mesele sadece kimin karşımıza çıktığı değil, bizim kimi seçtiğimizdir.
İnsan zihni tanıdık olana yönelir. Bu tanıdıklık her zaman sağlıklı olmak zorunda değildir, ancak bilindik olduğu için güvenli hissettirir. Özellikle çocuklukta öğrenilen ilişki biçimleri, yetişkinlikte “çekim” olarak karşımıza çıkar. Bu yüzden bazı insanlar kendilerini sürekli ulaşılması zor, mesafeli ya da duygusal olarak yetersiz partnerlere çekilirken bulabilir. Çünkü bu dinamik, bilinçdışı düzeyde tanıdıktır. Benzer şekilde, eleştirel ya da duygusal olarak zorlayıcı bir ortamda büyüyen biri, yetişkinlikte kendini değersiz hissettiren ilişkilerin içinde kalabilir. Bu noktada yaşanan şey çoğu zaman fark edilmez. Kişi bunu “aşk”, “yoğun bağ” ya da “çekim” olarak yorumlar. Oysa sağlıklı bir ilişki çoğu zaman bu kadar yıpratıcı ve karmaşık hissettirmez. Hatta bazı kişiler için sakin ve dengeli bir ilişki, alışık olmadıkları için sıkıcı bile gelebilir. İlişkilerde tekrar eden bu döngünün bir diğer önemli tarafı ise kişinin kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını yeterince fark edememesidir. Kimi insanlar ilişkide sürekli daha fazla veren taraf olur, kimi ise karşı tarafı değiştirmeye çalışır. Bu durum zamanla dengesiz bir ilişki dinamiği oluşturur ve kişi kendini yorgun, anlaşılmamış ya da değersiz hissedebilir.
Bu yüzden “yanlış insanı seçmek” çoğu zaman şanssızlık ya da tesadüf değildir. Daha çok farkında olmadan tekrar edilen bir ilişki örüntüsüdür. Ve bu örüntü fark edilmediği sürece, farklı insanlarla benzer ilişkiler yaşamaya devam etmek oldukça olasıdır. Ancak bu döngü değiştirilebilir. Bunun ilk adımı, dışarıya odaklanmak yerine içeriye bakabilmektir. Neye çekildiğini, hangi davranışları tolere ettiğini ve ilişkide nasıl bir rol üstlendiğini fark etmek bu sürecin temelini oluşturur. Çünkü sağlıklı bir ilişki kurabilmek, doğru insanı bulmaktan çok, doğru seçimleri yapabilecek farkındalığa sahip olmakla ilgilidir. Eğer sen de ilişkilerinde benzer döngüleri tekrar ettiğini fark ediyorsan, bu durum yalnızca bir tesadüf olmayabilir. Bu, üzerinde çalışılabilecek bir farkındalık alanıdır. Bazen aynı hikâyeyi tekrar tekrar yaşamamak için sadece insanları değil, seçimlerini de değiştirmek gerekir.


