Neden Küçük Şeylere Ağlıyorum?

Psikolog & Aile Danışmanı
İlknur Avcı
19 Şubat 2026

Bastırılan duygular, biriken yük ve bardağı taşıran son damla...
Bazen yalnızca bir bardak devrilir.
Bazen küçük bir cümle, basit bir aksilik ya da önemsiz görünen bir hayal kırıklığı…
Ve bir anda gözyaşları gelir.
O an çoğu insan kendine aynı soruyu sorar:
“Buna gerçekten ağlanır mı?”
Psikoloji bize şunu söyler:
Ağladığımız şey çoğu zaman o an yaşanan olay değildir.
Ağlayan, uzun süredir taşınan ama dile gelmeyen duygulardır.
Küçük Olaylar, Büyük Tepkiler: Bu Bir Zayıflık mı?
Toplumda duygusal tepkiler çoğu zaman “abartı”, “zayıflık” ya da “dayanıksızlık” olarak etiketlenir. Oysa psikoloji literatüründe bu durum oldukça iyi bilinen bir mekanizmaya dayanır: duygusal birikim. Duygular yaşanmadığında, ifade edilmediğinde ya da bastırıldığında ortadan kaybolmaz.
Sadece daha sonra, beklenmedik bir anda kendine bir çıkış yolu bulur.
Duygusal Bastırma Nedir?
Duygusal bastırma, kişinin hissettiği duyguları fark etmesine rağmen onları ifade etmemeyi, görmezden gelmeyi ya da kontrol altına almaya çalışmayı tercih etmesidir. James Gross’un (1998, 2002) duygu düzenleme kuramına göre bastırılan duygular kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede hem psikolojik hem fizyolojik yük oluşturur.
Araştırmalar, duygularını sürekli bastıran bireylerin, daha fazla bedensel stres yaşadığını daha ani ve yoğun duygusal boşalmalar yaşayabildiğini göstermektedir. Yani mesele “çok hassas olmak” değil, çok uzun süre sessiz kalmış olmaktır.
Bardağı Taşıran Son Damla: Bilimsel Karşılığı Ne?
Günlük dilde sıkça kullandığımız “bardağı taşıran son damla” metaforunun psikolojide oldukça net bir karşılığı vardır, Allostatik Yük (Allostatic Load). Bruce McEwen’in (1998) ortaya koyduğu bu kavram, bireyin uzun süreli stres, baskı ve duygusal yük altında kalmasının sinir sistemi üzerinde yarattığı birikimli etkiyi ifade eder.
Sinir sistemi zaten yüksek bir yük altındayken küçük bir stresör ya da önemsiz görünen bir olay sistemin “taşmasına” neden olabilir.
Bu nedenle bazen gözyaşları asıl problemle değil sistem artık daha fazlasını taşıyamadığı için ortaya çıkar.
Küçük Şeylere Ağlamak Ne Anlama Gelir ve Ne Yapılabilir?
Küçük görünen olaylara yoğun duygusal tepkiler vermek çoğu zaman uzun süredir durup dinlenememiş bir zihnin, sürekli güçlü olmak zorunda hisseden bir benliğin ve duygularına yeterince alan açamamış bir iç dünyanın işaretidir. Bu noktada ağlamak bir problem ya da kontrolsüzlük değil; aksine “sistemde birikenler var” diyen önemli bir sinyaldir. Bu sinyali anlamlandırabilmenin ilk adımı, duyguyu yargılamadan fark edebilmektir. “Buna ağlanır mı?” diye kendini suçlamak yerine, “Ben şu an ne biriktirdim?” sorusunu sormak önemlidir. Duyguyu bastırmak yerine adlandırmak ve küçük tepkileri küçümsememek bu sürecin temelini oluşturur. Bazen küçük görünen bir ağlama, kişinin kendine verdiği ilk dürüst ve şefkatli tepkidir.
Küçük şeylere ağlamak, zayıf olduğunuzu değil; çok şey taşıdığınızı gösterir.
Belki de mesele ağlamamak değil, bu kadar dolmadan önce duygulara alan açabilmektir.

