Annelik Depresyonu (Doğum Sonrası Depresyon)

Psikolojik Danışman
Esra Tokat Darıcı
11 Ocak 2026

Anne olmak çoğu zaman “hayatın en mutlu dönemi” olarak anlatılır. Oysa birçok anne için bu dönem; mutlulukla birlikte yoğun bir yorgunluk, belirsizlik ve içsel bir yalnızlık da barındırır. Toplumda anneliğin hep güçlü, fedakâr ve mutlu bir hâli yüceltilirken; zorlanan, ağlayan ya da kendini yetersiz hisseden anneler çoğu zaman sessiz kalmayı tercih eder. İşte annelik depresyonu da tam bu sessizliğin içinde büyür. Annelik depresyonu, sanıldığından çok daha yaygın ve konuşuldukça hafifleyen bir ruhsal durumdur. Bu yazıda, annelik depresyonunun ne olduğunu, nedenlerini ve en önemlisi annelerin bu süreçte yalnız olmadığını konuşacağız.
Bu sürecin temelinde tek bir neden yoktur. Hormonal değişimler, uykusuzluk, fiziksel yorgunluk, artan sorumluluklar, sosyal destek eksikliği ve “iyi anne olma” baskısı bir araya gelerek annenin duygusal yükünü ağırlaştırabilir. Özellikle her şeyi tek başına yapması gerektiğini düşünen annelerde bu baskı daha da artabilir.
Annelik depresyonunun belirtileri her kadında farklı şekilde ortaya çıkabilir. Sürekli ağlama isteği, yetersizlik ve suçluluk duyguları, hayattan keyif alamama, içe kapanma, bebeğiyle bağ kurmakta zorlanma ya da tam tersine duygusal hissizlik bu belirtilerden bazılarıdır. Burada önemli olan şudur: Bu duygular, annenin kötü ya da yetersiz olduğu anlamına gelmez.
Birçok anne bu süreçte kendine şu soruyu sorar:
“Kötü bir anne miyim?”
Bu soru, annelik depresyonunun en ağır yüklerinden biridir. Oysa depresyon, sevgi eksikliğinden değil; tükenmişlikten ve duygusal zorlanmadan kaynaklanır. Anne olmak, insan olmayı ortadan kaldırmaz.
Destek almak bu süreçte bir zayıflık değil, aksine bir farkındalık göstergesidir. Eşin, ailenin ve yakın çevrenin anlayışı kadar; gerektiğinde bir uzmandan destek almak da iyileşmenin önemli bir parçasıdır. Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, annenin günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyorsa ya da umutsuzluk hissi derinleşiyorsa profesyonel destek geciktirilmemelidir.
Annelik depresyonu konuşuldukça hafifleyen, destekle iyileşebilen bir durumdur. Annelerin “her şeye yetmek zorunda” olmadığını, yardım istemenin doğal olduğunu ve bu sürecin geçici olabileceğini bilmeleri çok önemlidir.
Unutulmamalıdır ki; iyi anne olmak, her zaman güçlü olmak değil, gerektiğinde durup “yardıma ihtiyacım var” diyebilmektir.
Bu nedenle annelik depresyonunu bir zayıflık, başarısızlık ya da “anneliği becerememek” olarak görmek yerine; destek gerektiren, gerçek ve tedavi edilebilir bir sağlık durumu olarak ele almak gerekir.



