Yaşasın Koçum

Burak

Her şey ihtiyaçlarımızdan var olur. Hep bir şeylere ihtiyaç duyarız. Tek yürümenin vazgeçilmez bir cazibesi ve karizması vardır tabii bu hayatta; fakat ne olursa olsun arkamızda sürekli bir nefesin var olmasını içten içe isteriz.


Kişi günlük hayatının akışında etrafında var olan kurumlarla ilgilenirken, ilgilenme yüzdesinin en fazlasını ayırması gereken varlığı unutur; kendini. Bazen etrafında olup biten, gerçekleşen eylemlerden ya da içerisinde bulunduğu vaziyetlerden kendisine birilerinin yorum yapmasına ya da akıl vermesine ihtiyaç duyar. Bu bir eksiklik değildir aksine insana artı katar. Tabi ki toplumun bu konudaki negatif görüşleri, akıl alma ihtiyacı duyan birine muhtaç bir gözle bakması bireyi olumsuzluğa sürükler fakat aklı başında her insan bu ihtiyacın gayet doğal olduğunun farkındadır. Yalnız bu yorumlar çoğu zaman etrafımızdakiler tarafından geneli kötü niyetli olmamakla beraber taraflı olarak yapılır. Problemi olan insanın da en son almak isteyeceği akıl da mantıktan uzak, duygusu bol bir akıldır.

İnsan düşüncelerini, yaşadığı tecrübelerle şekillendirir. Her kazanış bir mutluluk, her kaybediş bir tecrübe katar benim hayatıma. Fakat ne yaşarsam yaşayayım sonrasında en haz aldığım durum, mutluluktan üzüntüye her türlü duygusal eylemi beni objektif bir şekilde dinleyen, yargılamadan yorum yapan birileri ile iletişimde olabilmek.


Hepimiz istediğimiz şartlarda dünyaya gelemiyoruz. İstediğimiz aile, toplum, sosyal yaşam ve ekonomik hayat için doğarken seçenekler belirleyemiyoruz. Fakat insanın bana göre en belirgin özelliklerinden birisi gelişen bir yapıya sahip olması. Yeryüzünde doğduğu anda birilerine en fazla ihtiyaç duyan canlıdır insan. Bakımı en uzun süren üzerine en fazla emek edilmesi gereken varlık insan. Fakat o sihirli kelimeyle; 'zaman' la gelişerek yeryüzündeki en zeki varlığa dönüşen kişi de insan. Evet istediğimiz şartlarda dünyaya gelmemiş olabiliriz. Fakat o şartları geliştirebilecek olanlar da yine biziz. Bunun nedenini soracak olursak da cevabı inanılmaz basit aslında; başka çaremiz yok. İnsanın kendini geliştirmesi bir kıvılcıma bakar. Fakat asıl mevzu o kıvılcımı çıkarmak değil, alevi harlayacak gerekli malzemeyi toplayabilmektir. Tek başına yanan bir kibrit en fazla birkaç dakika dayanabilir. Onun alevini devam ettirecek çalı çırpıyı bulmak, devamlılığı sağlamak zaman gerektirir. İşte bazı insanlar yanan kibritin sönüşünü izleyerek o kibrit sönünce de, yakmak için çok uğraştım ama söndü gibi uçurum aşağı bir yargıya varıyor. Burada da ikinci sihirli kelime meydana çıkıyor; çaba. Okuduğum bir kitaptan aklımda kalan çok sevdiğim bir cümle geliyor burada aklıma. 'Her arayan bulamaz, fakat bulanlar arayanlardır'.


Umarım siz hem arayanların hazzına ulaşanlardan, hem de bulmanın mutluluğunu yaşayanlardan olursunuz...

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir.
İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir.
Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191