Haset, Aynalanma ve Özel Olma İhtiyacı

melek-subasi

Sosyal ilişkilerde zaman zaman kişinin yalnızca sevilmek ve yakınlık kurmakla yetinmeyip, başkalarından daha fazla sevilme, daha özel görülme veya daha ayrıcalıklı bir konumda bulunma ihtiyacının öne çıktığı ilişki örüntüleri görülebilir. Bu durumda ilişkiler yalnızca karşılıklı bağ kurulan alanlar olmaktan çıkarak, kişinin kendi yerini sürekli değerlendirdiği ve yeniden güvence altına almaya çalıştığı bir zemine dönüşebilir.


Psikodinamik açıdan bu durum, özellikle kıskançlık, haset ve aynalanma kavramları üzerinden düşünülebilir. Kıskançlıkta üçüncü bir kişinin devreye girmesi önemlidir: Sevilen kişinin sevgisini başka birinin daha fazla alabileceği düşüncesi, kayıp veya geri planda kalma duygusu yaratabilir. Hasette ise mesele biraz farklılaşır; başkasının sahip olduğu iyi şeyin - sevgi, ilgi, yakınlık, beğenilme ya da özel bir konum gibi - kendisinin varlığı dahi huzursuzluk yaratabilir.


Bu nedenle kişinin bilinçdışı düzeydeki sorusu yalnızca “Beni seviyorlar mı?” olmayabilir. Bunun yanında “Beni ne kadar seviyorlar ve başkasından daha fazla mı seviyorlar?” sorusu da önem kazanabilir. Böyle bir durumda başkasının aldığı ilgi, yalnızca o kişiye ait olumlu bir deneyim olarak kalmaz; kişinin kendi ilişkisel konumuyla karşılaştırılmaya başlanır.


Bu karşılaştırma her zaman açık bir rekabet biçiminde ortaya çıkmaz. Kişi kendisini rekabet eden biri olarak görmeyebilir. Bunun yerine insanlara yoğun ilgi göstermek, övgüde bulunmak, karşılaşmalarda aşırı sıcak ve yakın davranmak, farklı kişilerle hızla özel bir bağ kurmaya çalışmak veya sosyal ilişkilerde görünürlüğünü artırmak gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Bu davranışların bilinçli amacı gerçekten yakınlık kurmak olabilir; ancak aynı zamanda kişinin kendi özel konumunu güvence altına alma işlevini de taşıyabilir.


Bazen bu örüntü, sosyal alanda yoğun bir yakınlık ve övgü gösterisiyle, daha özel ve karşılıklılık gerektiren ilişkisel alandaki yatırım arasındaki farkta görünür hale gelir. Kişi karşılaştığı insanlara son derece sıcak davranabilir, onları yoğun biçimde övebilir; sosyal medyada akrabalarını ve eşini sürekli idealize ederek anlatabilir, ailesinin ve evliliğinin ne kadar değerli olduğunu görünür biçimde vurgulayabilir. Buna karşılık ilişkinin mahremiyet, emek, yük paylaşımı ve karşılıklılık gerektiren taraflarında aynı yoğunluk görülmeyebilir. Böyle bir durumda dışarıya sunulan “ilişkisel yakınlık” ile yaşanan yakınlığın kendisi arasında bir mesafe bulunabilir.


Bu fark, davranışın mutlaka sahte olduğu anlamına gelmez. Kişi gerçekten sevgi duyuyor ve gerçekten yakınlık kurmak istiyor olabilir. Ancak sevgi ve yakınlığın ifade edilme biçimi, aynı zamanda kişinin kendi değerini ilişkilerinin görünürlüğü üzerinden teyit etmesine hizmet ediyor olabilir. “Benim eşim, benim ailem, benim ilişkilerim ne kadar değerli” anlatısı, yalnızca karşıdakileri övmek değil, kişinin kendisini de o değerli ilişkilerin içinde konumlandırması anlamına gelebilir.


Burada dikkat çekici olan, sevginin zaman zaman bilinçdışı olarak sınırlı bir kaynak gibi deneyimlenebilmesidir. Başka birinin daha fazla sevilmesi, kişinin kendi değerinden bir şey eksilmiş gibi hissedilebilir. Böylece “o seviliyor” ile “ben daha az seviliyorum” arasında mantıksal olarak zorunlu olmayan fakat duygusal olarak güçlü bir bağlantı kurulabilir.


Haset bu noktada özellikle açıklayıcıdır. Haset, başkasında bulunan iyi bir şeyin kişide yalnızca ona sahip olma arzusunu değil, o iyiliğin kendisinin varlığına karşı olumsuz bir duygulanımı da harekete geçirebilir. Bu nedenle haset yalnızca “onda olan bende de olsun” şeklinde düşünülmemelidir; kimi zaman “onda bulunan iyilik benim içimdeki eksiklik duygusunu bu kadar görünür kılmasın” biçiminde de yaşanabilir.


Bu dinamik ilişkisel davranışlarda daha örtük biçimde görülebilir. Başkasının aldığı ilgiyi kendisine doğru çekmek, onunla kurulan yakınlığa hızla dahil olmak, onun özel konumunu dengelemeye çalışmak veya kendi yakınlığını daha görünür hale getirmek, kişinin bilinçdışı rekabetini düzenleme biçimleri olabilir. Burada amaç mutlaka karşısındakine zarar vermek değildir; daha çok başkasının avantajlı konumunun yarattığı içsel gerilimi azaltmak söz konusu olabilir.

Aynalanma açısından bakıldığında ise başka bir boyut ortaya çıkar. Kişinin çevresinden aldığı beğeni, görülme ve özel ilgi, yalnızca hoşuna giden bir şey değil, zaman zaman kendilik değerini düzenleyen bir unsur haline gelebilir. Bu durumda dışarıdan gelen ilgi arttıkça kişi geçici olarak daha değerli ve güvende hissedebilir; ancak bu duygu içeride yeterince kalıcılaşmadığında yeniden ilgi ve onay arayışı ortaya çıkabilir.


Böylece bir döngü oluşabilir: Kişi özel ve değerli hissetmek için yoğun biçimde yakınlık ve aynalanma arar; başkasının daha fazla ilgi gördüğünü fark ettiğinde kendi konumu tehdit edilmiş gibi hissedebilir; bunun sonucunda daha fazla yakınlaşma ve görünürlük arayışına girebilir. Aldığı ilgi geçici bir rahatlama sağlasa da, karşılaştırma yeniden başladığında ihtiyaç tekrar ortaya çıkabilir.

Bu nedenle dışarıdan bakıldığında son derece sıcak, sosyal, övgü dolu ve insanlarla kolay yakınlaşan bir kişinin ilişkisel dünyasında aynı zamanda örtük bir sevilme rekabeti bulunabilir. Buradaki temel mesele, kişinin gerçekten insanları sevip sevmediği değildir. Bir davranış aynı anda hem gerçek bir yakınlık arzusunu hem de kişinin kendi yerini güvence altına alma çabasını taşıyabilir.


Bu durum karşısındaki kişinin hissettiği rahatsızlık da önemlidir. Açık bir saldırı veya düşmanlık bulunmasa bile, ilişkinin içinde sürekli bir karşılaştırılma ve konumlandırılma hissi oluşabilir. Kişi, karşısındaki insanın kendisiyle gerçekten ilişki kurduğunu hissetmek yerine, onun üzerinden kendi sosyal ve ilişkisel yerini de düzenlediğini sezebilir. Rahatsızlık bazen tam olarak buradan doğar: İlişkinin yalnızca iki kişi arasındaki bağ olmaktan çıkıp, görünmez bir “kim daha çok seviliyor, kim daha özel, kimin yeri daha güçlü?” sorusunun etrafında örgütlendiğinin hissedilmesi.


Bu çerçevede psikodinamik açıdan üzerinde durulabilecek nokta, davranışın yüzeydeki biçiminden çok, o davranışın hangi duygulanımı düzenlediğidir: Yakınlık mı aranıyor, kayıp mı önlenmeye çalışılıyor, başkasının sahip olduğu iyi şey mi zor tolere ediliyor, yoksa kişinin kendi değer duygusu dışarıdan gelen aynalanmayla mı sürekli yeniden kuruluyor? Aynı davranışın altında bu dinamiklerin birkaçı birlikte bulunabilir.


advicemy-footer
logo

Bizi Takip Edin

advicemyGooglePlay
advicemyGooglePlay

Dikkat - Online danışmanlık hizmeti, herkese uygun bir hizmet değildir. İntihar veya kendine zarar vermek gibi düşüncelere sahipseniz, sitedeki hizmetler size uygun olmayabilir. Bu durumdaysanız aşağıdaki yardım numaraları ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.

Acil Yardım Hattı: 112, Polis İmdat Hattı: 155, Aile İçi Yardım Hattı: 183, Uyuşturucu İle Mücadele Yardım Hattı: 191