Kalpten Gelen Çığlık

**Bu Bir İletişim Sorunu mu, Yoksa Kalpten Gelen Bir Çığlık mı?**
Herkes “iletişim sorunumuz var” diyor.
Ama dürüst olalım: çoğu zaman sorun **iletişim değil**, *niyet, cesaret ve yüzleşme*.
Aynı evde yaşayıp aynı dili konuşamayan insanlar var.
Cümleler doğru, ton yanlış.
Niyet iyi, zamanlama berbat.
Ve sonra klasik final:
“Ben anlatıyorum ama o anlamıyor.”
Belki de mesele anlatamamak değil.
Belki de **anlaşılmaktan korkmak**.
İletişim dediğimiz şey; kelimelerden önce gelir.
Bakışta başlar, susuşta derinleşir.
Bazen bir “iyiyim” cümlesi, koskoca bir yorgunluğu saklar.
Bazen de öfke, aslında görülme arzusudur.
Toplum bize şunu öğretti:
“Konuş, geçer.”
Ama kimse şunu öğretmedi:
**Nasıl konuşacağını, ne zaman susacağını ve neyi neden söylediğini.**
Çiftlerde en sık gördüğüm şey şu:
Biri anlaşılmak ister, diğeri savunmaya geçer.
Biri yaklaşır, diğeri geri çekilir.
Ve sonra roller sabitlenir, kalpler yalnızlaşır.
İyi haber şu:
Bu kader değil.
Bu öğrenilebilir bir beceri.
İletişim; bağırmak değil, bağ kurmaktır.
Haklı çıkmak değil, temas etmektir.
Geçmişi didiklemek değil, geleceği inşa etmektir.
Eğer kendine şunu soruyorsan:
“Biz neden bu noktaya geldik?”
Cevap büyük ihtimalle şurada gizli:
**Birbirinizi duymadığınız yerde, birbirinizden uzaklaştınız.**
Ama hâlâ buradaysan, hâlâ soruyorsan…
Bu umut var demektir
Eğer ilişkinizde aynı döngüler tekrar ediyorsa,
konuşmalar kavgaya, suskunluklar mesafeye dönüşüyorsa
ve “bir şeyler yanlış ama adını koyamıyoruz” diyorsanız;
Bu bir işaret.
Destek almak zayıflık değil, **sorumluluktur**.
İletişimi onarmak mümkün.
Güveni yeniden kurmak mümkün.
Yeter ki doğru yerden, doğru dille başlayalım.
Kapı aralık.
Cesaret sende.
AİLE DANIŞMANINIZ Sevim Bozkurt




